Yeni sosyoloji teorilerinin güçlü temsilcilerinden küresel-leşme karşıtı Habermas ve Bauman ile ulus-devletlerin küresel-leşme karşısında yeniden yapılandırılması görüşünde olan Gid-dens’ın; gerek toplumsal ve kültürel gerekse politik ve ekonomik çerçevede yaptıkları değerlendirmeler, küreselleşme olgusu ve ulus-devletin konumu açısından dünya toplumuna yeni bir sosyo-lojik bakış açısı kazandırmıştır. Küreselleşmenin modern toplum-ları ve dünya düzenini yeniden biçimlendiren bir olgu olması, top-lumsal, politik ve ekonomik değişimlerin arka planını oluştur-ması, aynı zamanda ulus-devletlerin egemenlik alanlarında da de-ğişikliklere yol açmasına neden olmuştur.
Küreselleşme karşısında ulus-devletlerin geleceği konusunda Giddens, Bauman ve Habermas’ın farklı görüşleri vardır. Giddens, yeni bir demokrasi anlayışı ile ulusların kozmopolit bir yapıda kü-reselleşme sürecine uygun bir duruma getirilmesi düşüncesinde iken; Bauman, küreselleşmenin olumsuz yönlerini ele alarak bu sü-recin ulus-devlet yapısı üzerindeki etkisine değinmekte, ancak
yeni bir yapılanma modeli önermemektedir. Habermas, ise küre-selleşme süreci karşısında varlıklarını ve egemenliklerini güçlen-dirmek adına ulus-devletlerin ulusal kimliği dışarıda bırakarak, bölgesel bütünleşmelerle yönetilmesi gerektiği görüşündedir.
Kısaca, sosyolojik açıdan küreselleşme ve ulus-devlet ilişki-sinin, çağın bu üç değerli sosyologunun görüş ve düşünceleri çer-çevesinde incelenmesi sonucunda; küreselleşme olgusunun ulus-devlet yapısını ortadan kaldırmayacağı, ancak küreselleşme karşı-sında ulus-devletlerin yeniden yapılaşma sürecine gireceği görüşü öne çıkmaktadır.